Sorunlu S'ler
Saat günü tamamlayıp yüzünü karanlığa dönünce zaman, el ayak çekilmiş o büyük tenhalığın içinde olan hep aynı şeydir aslında. Şahidiyim defalarca kez. Gece kör ve vahşi bir hayvan gibi üzerime çullandığında, ağır ve korkak, donuk ve durgun, göğsümün üzerinde o tarifsiz, tuhaf, soğuk mengenede daralırken yaşamak, zoraki olan bir eylem gibi nefes alabilmek için bahaneler bulmak zorundayım, biliyorum. Nedir bu kadar kötücül olan? Uykusuzluğun hapları henüz icat edilmemiş gibi üstelik.
Hayır, yalnızlık değil o çıkmaz sokağın adı. Ben bu boş şehri karış karış bilirim. Yalnızlık değil elleri boğazımda yutkunduğum acı. Hayır, hiçbir şey o kadar boş değil. Kendi içinde çelişkili, kan içen bütün bu karanlık, sanki bir kere daha gelecekmiş gibi dünyaya. Hakkı teslim edilmemiş bir devran bu; herkes kendince alacaklı. Hangi yönden geldiği belirsiz bir merminin kör hedefi olmaktır biraz da yaşamak.
Arabaların, rüzgârların, çocukların, ışıkların, yorgun adımlı kadınların ve muhakkak adamların durmadan geçtiği bir yol kenarı pencereden izliyorum olacak olanları, telaşsız. Çok erken bir tükenişin seyri, yağmur serpiştirmiş buğulu camların ardında, hiçbir şey vaad etmeyen bir yarından her şeyini kaybetmiş bir düne doğru akmak, bir damlanın düşüp kayıp kaybolmasıyla başlamış ve bileklerini kesmek üzere olan umutsuz vakıanın abartılı zaman teorisi, görüp görülebilecek en zavallı eylemsizlik. Gözlerimi yerinden çıkarıp bakmak istediğim ne varsa görmezden gelmek zorunda kaldım.
Martıların hadsiz hesapsız çığlıklara boğulması ürkütmez denizi. Rast gelmeyen bir seyr ü seferin dönüşünde rastlamışız birbirimize, zamansız olmuş.
Yorumlar
Yorum Gönder