Kayıtlar

Mayıs, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

21. SAATİN HİKAYESİ

Resim
  Peşine düştüğüm izler denize ulaşmadı Kelebek. Bataklık çocuğuyuz, yüzümüz gözümüz hep çamur içinde kaldı. Sırtımı duvara verdiğim an anla ki büyük belâların yıpranmışlığı var üzerimde. Açılmış kaşımdan milimetrik zig-zaglar çizerek çeneme doğru süzülen kan. Milimetrik duyguların insanıyız, gelmişine geçmişine saydırdığım yerinde. “Bi cigara versene!” Yirmi birinci saati alnından öpüyor; senin koynunda akrep, benim boynumda yelkovan. Yetişemediğimiz bir şeylerden bahsediyorlar durmadan. “Ateşin var mı?” “Bıkmıştım zaten yaşamaktan.” Kalabalığın bindiği bir tahterevalli dünya; ne çirkin oyunmuş bu böyle. Her şey kısmet; ömrüm kısa geldi planladığım ibadete. Bizi koyacak bir yer bulamadılar bizde. Yanlış şehirler üretti hayalimdeki cinayet. Mezar taşlarına öpücük konduruyorum şimdi ellerin niyetine. “Saat kaç?” “Gün doğmak üzere.”